4 Nisan Online Buluşması Sonuç Bildirgesi
No to NATO Küresel Anti-Militarist Webinarı tamamlandı.
4 Nisan 2026'da düzenlenen buluşmada savaşlar, NATO'nun rolü ve NATO Zirvesi'ne karşı mücadele başlıkları tartışıldı.
Buluşmada, 4 Temmuz'da İstanbul'da Uluslararası Anti-Emperyalist Barış Zirvesi düzenlenmesi ve 7–8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi'ne karşı geniş bir uluslararası seferberlik örülmesi yönünde ortak irade ortaya çıktı.
Emperyalizmin dünya halklarına yönelik tehdidinin ve bölgemizdeki saldırganlığın arttığı bir dönemde, emperyalizmin savaş örgütü NATO’nun kuruluş yıldönümü olan 4 Nisan’da, farklı ülkelerden solcu, sosyalist ve devrimci örgüt temsilcileriyle birlikte aktivistler ve toplumsal hareketlerden aydınlar çevrimiçi bir buluşmada bir araya geldi. Süren savaşlar, NATO’nun bu savaşlardaki rolü ve bunlara karşı mücadele başlıkları tartışıldı. Katılımcılar ayrıca 7–8 Temmuz 2026’da Ankara’da yapılması planlanan NATO Zirvesi’ne karşı muhalefetin nasıl örgütlenebileceğini değerlendirdi ve bu süreçte uluslararası dayanışmanın önemini vurguladı. Buluşmada aşağıdaki ortak görüşler öne çıktı.
ABD emperyalizmi ve İsrail; Filistin, Lübnan, İran, Yemen ve diğer ülkelerin halklarını hedef alarak haydutça davranmaktadır. Siyonist İsrail rejiminin arkasında duran ABD, Filistin’de yürütülen soykırımı desteklemekte ve İsrail rejiminin çıkarlarını güvenceye almak amacıyla İran’ı bombalamaktadır. NATO ise askeri ve siyasal rolüyle bu saldırıların merkezinde yer almaktadır. AB ve başlıca Avrupalı emperyalist güçler de Batı Asya halklarına yönelik ABD-İsrail saldırganlığını hem siyasal hem askeri düzlemde destekleyerek suç ortağı olmaktadır. Bölgede, özellikle Türkiye’deki NATO üslerinden ABD ve İsrail için gerekli askeri istihbarat ve lojistik destek sağlanmaktadır. Yunanistan’daki ABD üsleri ve Kıbrıs’taki İngiliz üsleri de bu saldırganlığın sürdürülmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Hep birlikte Batı Asya’daki NATO ve ABD üslerine hayır diyoruz.
NATO, kuruluşundan bu yana sayısız örnekte görüldüğü üzere kapitalist düzenin bir yıkım aracı olarak işlev görmüştür. Kapitalist sistemin küresel istikrarı adına “barış” vaat ederken, birçok ülkede kontrgerilla yapılanmalarını desteklemiş; işçi sınıfının mücadelesini ve halk muhalefetini kanlı biçimde bastıran süreçlerde rol oynamıştır. Bugün de özellikle Rusya-Ukrayna hattında NATO eliyle yürütülen militarizasyonun ve askeri bloklaşmanın yıkıcı sonuçlarını görmekteyiz.
Trump’ın ikinci kez iktidara gelişiyle bu karşı-devrimci süreç daha da görünür hale gelmiştir. NATO, tüm üye devletleri askeri harcamaları artırmaya zorlamaktadır. Üye ülkelerin bütçelerinin %5’inin askeri harcamalara ayrılması yönündeki baskı, NATO’nun emperyalist savaş aygıtı niteliğini bir kez daha açığa çıkarmaktadır. Emekçilerin yarattığı kamu kaynaklarının %5’inin militarizasyona ayrılması; bu kaynakların kamusal varlıklardan ve halkın sosyal ihtiyaçlarından kesilmesi anlamına gelir. Emekçilerin kaynakları silah sanayisine aktarılırken, militarist politikalar aynı zamanda aşırı sağın yükselişi için de verimli bir zemin yaratmaktadır. Dünyanın birçok yerinde, özellikle Avrupa’da, göçmen, kadın ve LGBTİ+ karşıtı siyasetlerle yükselen aşırı sağ partiler, kitleleri bu düzene karşı mücadele etmek yerine onun bir parçası haline getirmekte ve karşı-devrimci süreci sertleştirmektedir.
Savaş yalnızca ölüm ve yıkıma yol açmamakta; aynı zamanda kitlesel göçe de neden olmaktadır. Bölgedeki saldırılar ve süren savaşlar nedeniyle halklar büyük ölçekli yerinden edilmeye zorlanmaktadır. Göç ettikleri yerlerde göçmenler çoğu zaman kapitalist düzen için düşük ücretli bir işgücü ordusu haline getirilmekte, ırkçılığa ve sistematik hak ihlallerine maruz bırakılmaktadır. Bu süreçten en ağır etkilenenler ise göçmen kadınlar, çocuklar ve LGBTQI+ bireylerdir.
Bu küresel barbarlık aynı zamanda insanlığı ekolojik yıkım ve felaketle karşı karşıya bırakmaktadır. İran’a yönelik saldırılarda termik santrallerin hedef alınması ve nükleer silah kullanım tehdidi yalnızca bölgeyi değil, tüm dünyayı büyük bir ekolojik felaketin eşiğine sürüklemektedir.
Bugün NATO’ya karşı mücadeleyi güçlendirmek ve genişletmek her zamankinden daha önemlidir. Sermaye birikim rejiminin yeni bir saldırganlık evresine girdiği ve emperyalist saldırganlığın hızlandığı bu dönemde yapılması gereken açıktır: NATO feshedilmeli, emperyalist saldırganlığın körüklediği tüm savaşlar derhal sona erdirilmelidir. Bunun için gerekli kanallar açılmalı ve NATO karşıtı mücadeleler enternasyonalist dayanışma temelinde şekillendirilmelidir.
Bu mücadeleyi büyütmek bakımından, bu Temmuz ayında Ankara’da yapılması planlanan zirve önemli bir eşik oluşturmaktadır. Askeri harcamaların GSYH’nin %5’ine çıkarılması hedefinin gözden geçirileceği, Batı Asya’daki saldırganlığın meşrulaştırılacağı ve Türkiye’de yeni bir askeri üssün açılmasının da gündeme gelebileceği bu zirveye, uluslararası dayanışma temelinde örülecek güçlü bir yanıt verilmelidir.
Ortak görüşler çerçevesinde aşağıdaki başlıklarda ortak bir irade geliştirilmesine karar verilmiştir:
İmzacılar:
Emperyalizmin dünya halklarına olan tehdidinin arttığı şu günlerde, batı emperyalizminin örgütü olan NATO’nun kuruluş yıl dönümü olan 4 Nisan’da Dünya’nın birçok farklı yerinden bir grup sosyalist, devrimci, demokrat ve aktivist geçirdiğimiz bu süreci ve NATO’nun işlevini konuşmak için toplandık.
Detayları Oku
Join the People's Summit Against the War Organization NATO Summit!
Detayları Oku
2026-07-04 - 19:00
İstanbul / Kadıköy