4 Nisan No to NATO Online Buluşma Sonuç Bildirgesi

Basın Açıklaması - 2026-04-21

4 Nisan No to NATO Online Buluşma Sonuç Bildirgesi

Emperyalizmin dünya halklarına olan tehdidinin arttığı şu günlerde, batı emperyalizminin örgütü olan NATO’nun kuruluş yıl dönümü olan 4 Nisan’da Dünya’nın birçok farklı yerinden bir grup sosyalist, devrimci, demokrat ve aktivist geçirdiğimiz bu süreci ve NATO’nun işlevini konuşmak için toplandık.


Emperyalizmin dünya halklarına olan tehdidinin arttığı şu günlerde, batı emperyalizminin örgütü olan NATO’nun kuruluş yıl dönümü olan 4 Nisan’da Dünya’nın birçok farklı yerinden bir grup sosyalist, devrimci, demokrat ve aktivist geçirdiğimiz bu süreci ve NATO’nun işlevini konuşmak için toplandık. 6-7 Temmuz’da Ankara’da yapılacak olan NATO zirvesine karşı nasıl örgütlenilebileceği ve enternasyonel dayanışmanın bu noktadaki önemi konuşuldu.

NATO’da cisimleşen Amerikan’ın liderliğini yaptığı batı emperyalizmi bugün Ortadoğu’da hiç olmadığı kadar saldırgan ve haydutça davranmaktadır. Bölgede Siyonist İsrail rejiminin arkasında durmakta, Filistin’de gerçekleştirilen soykırımına destek olmakta ve İran’ı İsrail rejiminin güvencesi için bombalamaktadır. NATO bu soykırım ve saldırıların merkezinde bulunmaktadır. Türkiye başta olmak üzere bölgedeki NATO üslerinden ABD ve İsrail’e gerekli olan askeri bilgi verilmekte, bu şekilde de yapılanlara destek çıkılmaktadır.

Kurulduğu günden bugüne NATO, kapitalist düzenin yıkım aracı olmuş ve buna da devam etmektedir. Sermaye düzeninin küresel istikrarı çerçevesinde bir barış vadeden NATO, bir sürü farklı yerde kontra gerillalar oluşturmuş ve işçi sınıfı ile onun öncülerini kanlı bir şekilde bastırmıştır. Trump’ın ikinci kez başa gelmesiyle daha belirginleşen bu karşı devrimci süreç bugün savaşı finanse edecek bütçeyi de ayarlama girişimindedir. Üye ülkelerin bütçelerinin %5’ini askeri sanayiye ayırmaya dair olan bu tutum savaşı ve yıkımı körüklemekte, NATO’nun bir emperyalist savaş aygıtı olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Emekçiden, alın teriyle kazanandan oluşan bu bütçenin %5’inin militarizasyona ayrılması, kamusal varlıklardan ve tekrardan emekçi sınıfa dönecek harcamalardan kesilmesi anlamına gelmektedir. Onun yerine bu bütçe dilimi savaş sanayisindeki patronlara, onların kar hırsını tatmin etmek için ayrılmaktadır.

Sermaye rejiminin geçirdiği şu günlerde ise militarizasyon aşırı sağın yükselmesine ön ayak olmaktadır. Avrupa başta olmak üzere dünyanın bir çok yerinde göçmen, kadın ve LGBTİ+ karşıtı söylemlerle yükselen bu partiler kitleleri bu düzene karşı mücadele etmek yerine bir parçası olmaya itmekte ve karşı devrimci süreci sertleştirmektedir.

Savaş yalnızca insan hayatını sonlandırmak üzerine değil ama yer değişikliği yapmaya da zorlamaktadır. Bölgedeki halklar, yaşanan saldırılara ve savaşa karşı kitlesel bir şekilde göç etmektedir. Gittikleri yerlerde, genel itibariyle, sermaye rejimi için düşük ücretli bir işçi ordusu oluşturan göçmenler, ırkçılığı maruz kalmakta ve düzenli bir şekilde hak ihlalleri yaşamaktadırlar. Göçmenler içerisinde de buna maruz kalan en çok kadınlar, çocuklar ve LGBTQİ+ bireyler olmaktadır. NATO küresel çapta göçmen sayısının artmasında da birinci etmen olarak bulunmaktadır. Bu küresel çaptaki haydutluk aynı zamanda ekolojik bazı çıkmazlara da insanlığı sürüklemektedir. İran’a karşı yapılan saldırılarda termik santrallerinin hedef alınması ve bir tehdit olarak nükleer silah kullanılma ihtimalinin bulunması yalnızca bölge için değil ancak dünyanın ekolojisi için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

Sermaye rejiminin ve emperyalist saldırganlığının hız kazandığı şu günlerde yapılması gereken açıktır. NATO feshedilmeli ve Ortadoğu’da yapılan bu savaş son bulmalıdır. Savaşa ve yıkıma daha fazla bütçe ayrılmamalı, emekçiden alınan yine ona dönebilecek şekilde harcanmalıdır. Bu itibar ile NATO’ya karşı her zamankinden daha güçlü ve daha geniş çapta mücadele etmek gittikçe önem kazanmaktadır. Bunun için açılması gereken kanallar açılmalı, verilen NATO karşıtı mücadeleler enternasyonel dayanışma ile şekillenmelidir. Bu mücadelenin kritik bir eşiğini bu yıl Ankara’da yapılacak olan zirve oluşturmaktadır. %5’lik bütçe diliminin uygulanıp uygulanmadığının kontrol edileceği, Ortadoğu’daki saldırganlığın meşrulaştırılacağı, Türkiye’ye yeni bir üssün açılmasının da gündem olacağı bu zirveye karşı enternasyonel bir dayanışma içerisinde örgütlenilmesi, sosyalist hareketin anti-emperyalist mirasının bir borcudur.

Kararlar:

  • 7–8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da yapılması planlanan NATO zirvesine karşı geniş tabanlı bir muhalefet ve seferberlik örgütlenmelidir.
  • Halkların sesini emperyalist zirveye karşı duyurmak amacıyla 4 Temmuz’da İstanbul’da bir “Uluslararası Anti-Emperyalist Barış Zirvesi” düzenlenmelidir.
  • NATO üyesi devletlerin liderlerinin yeni saldırganlık planları ortaya koymak üzere bir araya geleceği bu zirveye karşı barışın ve uluslararası dayanışmanın sesi yükseltilmelidir.
  • Uluslararası Anti Emperyalist Barış Zirvesi’nin örgütlenmesi için tüm sol, devrimci, sosyalist ve anti-militarist örgütler, hareketler ve bireyler bu çağrıyı dayanışma içinde desteklemeli ve büyütmelidir.
  • Uluslararası Anti-emperyalist Barış Zirvesi, farklı ülkelerin halklarının ve temsilcilerinin seslerini duyurabilecekleri ve emperyalizme karşı mücadele yollarını tartışabilecekleri bir zemin yaratmalıdır.